Skip links

Okuduğum Kitaplar Serisi : Anna Karenina

Okuduğum kitaplarla ilgili analizlerimi paylaşmak istiyordum. Bu yüzden blogumda “ Kitap Analizleri “ adında yeni bir kategori oluşturdum. Bu kategoride , okuduğum kitapların kısa özetlerini ve bende bıraktığı izlenimleri paylaşacağım.

İlk analiz yazım , Anna Karenina üzerine .Rus yazar Lev Tolstoy tarafından yazılan ve 1877 yılında yayımlanan Anna Karenina , dünya edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yaklaşık 1060 sayfalık bu roman , okuması sabır isteyen ama bitirdiğinizde üzerinde uzun süre düşündüren eserlerden biri. İlk bölümlerde çok sayıda karakterle tanışıyor , Rus isimlerine alışmaya çalışıyor ve olayların nereye gideceğini anlamaya çalışıyorsunuz. Benim için de ilk yüzlerce sayfa kolay geçmedi. Ancak hikâye ilerledikçe karakterlerin hayatları birbirine bağlanıyor.

Romanın merkezinde Anna Karenina yer alıyor. Anna , kendisinden yaşça büyük olan Karenin ile evli , toplumda saygın bir konuma sahip bir kadın. Dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayatı ve mutlu bir ailesi var gibi görünse de , içinde büyük bir boşluk hissediyor.

Kardeşinin yaşadığı evlilik sorunlarını çözmek için Moskova’ya gittiğinde genç subay Vronski ile tanışıyor. Bu karşılaşma ikisinin de hayatını değiştiriyor. Başlayan ilişki kısa sürede büyük bir aşka dönüşüyor ve Anna , duyguları ile toplumun kuralları arasında kalıyor. Anna hem eşi Karenin’den hem de oğlu Seryoja’dan uzak kalıyor. Toplum tarafından dışlanıyor ve zamanla yalnızlaşıyor. Vronski ile kurduğu yeni hayat da beklediği mutluluğu getirmiyor.
Başlangıçta cesur ve kararlı görünen Vronski , ilişkinin yükü arttıkça değişmeye başlıyor. Anna’nın yaşadığı yalnızlığı tam anlamıyla paylaşamıyor. Bu nedenle ilişkileri zamanla yıpranıyor.

Yaşadığı kıskançlık , güvensizlik ve yalnızlık onu psikolojik olarak giderek daha zor bir noktaya sürüklüyor. Romanın sonunda ise yaşadığı çıkmazdan kurtulamayacağını düşünerek kendini trenin önüne atıyor ve yaşamına son veriyor.

Romanın diğer önemli hikâyesi Levin’e ait . Levin , gösterişli aristokrat yaşamından uzak durmayı tecih eden , çalışmayı seven ve sürekli hayatın anlamını sorgulayan bir karakter . Kitty ‘ye duyduğu sevgi , yaşadığı hayal kırıklıkları ve sonunda kurduğu aiele hayatı. Tolstoy bu iki hikâyeyi aynı anda anlatarak okuyucuya iki farklı hayat ve iki farklı mutluluk arayışı sunuyor.



Bence romanın asıl kahramanlarından biri Levin . Çalışmaya verdiği önem , hayatı sorgulaması ve mutluluğu başka yerlerde araması onu Anna’nın tam karşısına yerleştiriyor. Levin sürekli kendisine şu soruları sorar: İnsan neden yaşar ? Mutluluk nedir ? Çalışmanın anlamı nedir ? İyi bir insan olmak ne demektir ? Romanın sonunda kesin cevaplara ulaşmasa da , huzurun kusursuz bir hayat yaşamakta değil; sevgi , emek , aiele ve anlam arayışında olduğunu fark eder.

Romanın merkezinde aşk var gibi görünse de aslında çok daha fazla konu işleniyor. Evlilik kurumunun sağlam temeller üzerine kurulmadığında nasıl sarsılabileceğini görüyoruz. Toplum baskısı özellikle Anna’nın hayatında belirleyici oluyor. Aynı davranışın kadın ve erkek için farklı değerlendirilmesi ise romanın en dikkat çekici eleştirilerinden biri.

Sadakat , aile , annelik , vicdan , inanç ve insanın yaşamına anlam katma çabası da roman boyunca sık sık karşımıza çıkıyor . Levin’in hikâyesi sayesinde mutluluğun sadece aşkla ilgili olmadığını görüyoruz.

Bana göre Tolstoy’un amacı sadece yasak bir aşkı anlatmak değil. Anna’nın hikâyesi tutkuların ve kontrol edilemeyen duyguların insanı nasıl yıkıma sürükleyebileceğini gösterirken , Levin’in hikâyesi daha sakin ama daha sağlam bir mutluluğun mümkün olduğunu anlatıyor.

Anna Karenina benim için kolay okunan bir kitap olmadı. Yaklaşık 1060 sayfa olması ve ayrıntılı anlatımı nedeniyle bazı bölümlerde tempoyu korumakta zorlandım. Buna rağmen karakterlerin derinliği ve Tolstoy’un insan psikolojisini anlatış biçimi kitabı özel kılıyor. Anna Karenina’yı okurken sadece bir döneme değil, insanın değişmeyen duygularına da tanıklık ettim. Belki de bu yüzden , yıllar geçse de değerini kaybetmeyen eserlerden biri olmaya devam ediyor.