Geçtiğimiz günlerde Tolstoy’ un İnsan Neyle Yaşar ? adlı kitabını okudum. Kitap bittiğinde elimde ince bir eser vardı ama içimde uzun süre konuşmaya devam eden bir ses . Bazı kitaplar kalın olmaz ama ağırdır; Tolstoy’un bu eseri de tam olarak böyle. Bana basit görünen ayrıntıların aslında bir insanın hayatını nasıl değiştirdiğini , kalbin neyi unuttuğunu ve aslında en temel sorunun ne olduğunu yeniden düşündürdü.
Kitaptaki hikayelerde Tolstoy sürekli aynı yere dönüyor : İnsan neyle yaşar ? Çalışarak mı , güçle mi , akılla mı …. Yoksa bambaşka bir şeyle mi ? Ve bu sorunun cevabı , kitabın sade diliyle birleşince insanın içine işliyor. Kitap bana şunu özellikle hissettirdi : İnsan , ancak kalbindeki iyilikle ve başkalarına temas ettiği o sessiz anlarla yaşar . Tolstoy ‘un anlattıkları , büyük sözler değil ; herkesin kendi hayatında defalarca yaşadığı küçük sahnelerin derin anlamları . Bir yabancıya uzatılan yardım , affetmenin getirdiği hafiflik , bir başkasının yükünü biraz olsun hafifletmenin verdiği o gizli tatmin…. Aslında bizi ayakta tutan tam olarak bunlar .

Kitabı okurken kendi hayatıma da döndüm . Gün içinde karşılaştığım insanlar , bazen farkında bile olmadan yaptığım küçük iyilikler , birine gülümsemek , birini sabırla dinlemek … Tolstoy’un anlattığı gibi , insanı insan yapan şeyler bazen bu minicik davranışlar . Ve belki de hepimizin kalbinde bu davranışları yöneten sessiz bir ışık var .
Tolstoy kitabın sonunda cevabı çok sade bir şekilde veriyor : İnsan sevgisiz yaşayamaz .Ne güç , ne bilgi , ne zenginlik bunu tek başına karşılayabilir . Bir insanın içindeki sevgi hem kendisini yaşatır hem de başkalarının hayatına dokunur.

İnsan Neyle Yaşar ? bana şunu hatırlattı : Yaşam çok büyük sorularla değil , küçük ama içten davranışlarla anlam kazanıyor . Ve biz çoğu zaman ne aradığımızı bilmeden , aslında hep aynı şeyin peşinden gidiyoruz : Küçük bir iyilik , bir tebessüm , doğru anda gösterilen bir merhamet … Belki de hepsi bu .


